FavoriteLoadingAdd to favorites

Ejder İmparatoru’nun Mezarı Mumya

283
Filmin Konusu

Toplam 178 milyon dolara malolan ve dünya sinemalarında 848 milyon dolar hasılat elde “The Mummy” ve “The Mummy Returns”ün devamı “The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor / Mumya: Ejder İmparatoru’nun Mezarı”, 1 Ağustos 2008’te gösterime girecek. Serinin bu halkasında başkadın oyuncu ve yönetmen değişikliği hemen dikkatleri çekiyor.

İlk iki “Mummy” filminin yönetmeni Stephen Sommers, Kasım 2001’de yaptığı açıklamada, üçüncü bir filmden söz ederken, “Bu konuda çok büyük talep var. Ancak ilk ikisinden çok daha büyük ve çok daha iyi bir film yapmanın yolunu bulabildiğimiz takdirde yaparız” demişti.

Stephen Sommers, Mayıs 2004’te yaptığı açıklamasında ise üçüncü “Mummy”i yapmak için gerekli enerjinin kendisinde bulunup bulunmadığına dair kuşkuları olduğunu söylemişti.

Aralık 2005’te Alfred Gough ve Miles Millar tarafından deneme niteliğinde bir senaryo taslağı yazıldı. Bu senaryoda, lanetlenen ordusuyla birlikte dünyayı ele geçirmek için 1940 yılında harekete geçen Çinli mumyanın öyküsü vardı.

Mart 2006’da oyuncu Oded Fehr, yaptığı açıklamada, Stephen Sommers ile yaptığı görüşmeden söz ederek, üçüncü filmin geliştirilme aşamasında olduğunu ve senaryosunun yazıldığını öğrendiğini söyledi.

Aynı yılın Eylül ayında Universal Pictures tarafından Joe Johnston’a yönetmenlik teklifi götürüldüğü, çekimlerin startının 2007 başlarında verileceği açıklandı.

Ocak 2007’de yönetmen değişti. Universal yetkilileri, 2008 yılında gösterime girecek üçüncü “Mummy”nin yönetmenliği için Rob Cohen’le görüşmelere başladılar.

Bundan sonraki açıklamada, yeni filmin öyküsünün Brendan Fraser ve Maria Bello’nun oynadığı iki temel karakter ve artık büyümüş olan oğulları çevresinde gelişeceği bildirildi. Bu arada ilk iki “Mumya” filminde başkadın rolünde oynayan Rachel Weisz, Peter Jackson’ın yöneteceği “Lovely Bones – Cennetimden Bakarken” için “Mumya” serisinden ayrılmıştı.

Fraser ve Bello’nun canlandırdığı temel karakterlerin oğulları rolünün ise Luke Ford’a verilmesi bir başka yeni gelişmeydi. Hatırlanacağı gibi serinin ikinci filmi olan “The Mummy Returns”ta bu karakteri 10 yaşında bir çocuk olarak tanımıştık. Yeni filmde (“The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor / Mumya: Ejder İmparatoru’nun Mezarı”) 10 yıl sonrası konu edildiği için Fraser ve Bello’nun karakterlerinin oğullarının 20 yaş civarında yetişkin bir delikanlı olması gerekiyor.

Yorumlar

Talha

2 ay önce

kurgu çok güzel olmuş

Berna

2 ay önce

Birazdan izliyicem eminim süper dir

Melih

1 gün önce

Çok sıradan hep aynı senaryolar sıktı artık daha farklı bilim kurgular bulmak artık zorlaştı.

Cevriye

1 gün önce

Admin hızlısın adam

Erkek Giyim bayilik | Kilo Vermenin yollari | erkek kemer modelleri | Adiyaman | Oto Ekspertiz istanbul | Giyimi | Filmi Full izle | Elektrikci | Okul formalari | Vizyondaki Filmler | eba e-okul e-kampus | Okey Oyna | Oto Ekspertiz | Giyim Bayilik | Erkek Giyim Tarzlari | Nasil Kilo Verilir | Erkek Giyim Modelleri | Sarimsak Limon Kuru | Bahcelievler Oto Ekspertiz | Cinsel Kahve |
Sinema Film Özgürlüktür İnsanın hayatına ayna tutan olgular vardır; edebiyat gibi, tiyatro gibi, sinema gibi. Aslında her hayat bir söz ve bir küçük bir andan ibaret olsa da bu sözler ve yaşanan küçük anlar bazen büyük bir aşka, bazen savaşlara, bazen de tarihin seyrini değiştiren kararlara neden olmuştur. Hayatın akışı içinde yaşanan bu anlar genellikle unutulup giderken bir kitap cümlesi, bir oyun ya da bir sinema filmi onlarca yıl sonra bile yaşanmışlıklara ayna tutarken kimi zaman da unutulmak istenen anları insanların yüzüne bir tokat gibi çarpar. İşte sinema bu tokatın belki de en büyüğü değil midir? Gerçeklerin Yüze Çarpıldığı Bir Dünya "Sinema Filmi hayattır" ya da "sinema özgürlüktür" sözlerini sıkça duysak da konuşma dilinin en fazla iki yüz kelimeyle sınırlı olduğu günümüzde, sinemanın nasıl büyük ufuklar açacağı düşünülemez bile. Bu nedenle Ludwig Wittgenstein'in dediği gibi "dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır" sözünden de hareketle söyleyecek kelimeleri sonsuz ve özgür bir sinemanın ister gerilim türünde, isterse de komedi türünde olsun izleyicinin yüzüne çarpamayacağı bir gerçek yoktur. Hayatta var olan her şey sinemada var olurken; sinemanın kocaman bir umut, hayal, gerçek, anı ve korkulardan oluştuğu gerçeğinin yanında başta senarist ve yönetmen olmak üzere, oyuncuların ve nihayetinde seyircilerin kendinden, yaşayışlarından, yaşayamadıklarından, yakın çevrelerinden bir izler bulacağı da muhakkaktır. Dünya tarihine geçmiş ve inanılmaz gişe rakamlarına ulaşmış her film izleyicinin geçmişine ya da hayallerine ışık tutarken insana dair her şeyi de tam disiplinli bir şekilde beyaz perdenin arkasından izleyiciye gösterir. Sinemanın Film Dünyasının Büyüsü Belki de sinemanın büyüsü de buradan gelmektedir kim bilir? Sinemada yaratılan kahramanlar da aslında bilinçaltımızda hep var olmuş olan bizlerin kendi yarattığı kahramanlar değil midir? Bu kahramanların birçoğu çoktan ölümsüzlüğe kavuşmakla birlikte bir Mahmut Hoca, bir İnek Şaban, bir Maho Ağa köşeyi döndüğümüzde sokak başında karşımıza hiç mi çıkmaz? Sinema bir bakıma da zamanın sabitlendiği belki de ilk canlı araçtır. Sinema seyircisi sinemayla birlikte zamanı sabitlemeyi öğrenebildiği gibi istediği her an ona kavuşabilme şansını da yakalamakta, isterse onu yeniden yaratma hatta günümüzde istediği yerden tek bir tıkla erişebilme şansına da sahip olmaktadır. Güzel bir kitap belki en fazla birkaç kez okunurken, herhalde örneğin bir Issız Adam'ı belki onlarca kez izleyen birileri mutlaka vardır. Tarkovski'nin bu konuda söylediği gibi "İnsanın vicdanı da zamana bağlıdır ve yalnız onunla var olur" der ve ekler "bellek vicdan demektir ve unutmaksa vicdansızlıktır." Konuya ters yönden bakıldığında sinema seyircisi çok kolay bir şekilde "müşteri" olarak da nitelendirilebilirken, bir yönetmenin ya da bir oyuncunun kötü bir filmini izlemiş bir seyirci, bu kişilerin diğer filmlerinde de aynı önyargıyla bakarken, kötü bir film izleyen ve bu konuda aldatıldığını düşünen bir seyirciden daha tehlikeli hiçbir şeyin olamayacağı da kesin bir şekilde belirtilebilir. Sinema Film Emekçileri Unutulmamalı Aslında sinema bir bütün olarak ele alındığında sadece karakterlerle sınırlı olmayan harikulade bir dünyadır. Sinema izleyicinin beyaz perdenin seyirci kısmında değil de kamera arkasında olduğu yegâne araç olurken, bir güzellik ve ışıltı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Aslında sinema bir bütün olarak ele alındığında sadece karakterlerle sınırlı olmayan harikulade bir dünyadır. Sinema izleyicinin beyaz perdenin seyirci kısmında değil de kamera arkasında olduğu yegâne araç olurken, bir güzellik ve ışıltı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Burada söylenmeden geçilmemesi gereken durum; sinemanın çoğu zaman sadece kahramanların akılda kaldığı ve diğer sinema emekçilerinin pek dikkat edilmediği de bir sektör olduğudur. Oysa ki herkesin kahramanını, özlediğini ve beklediğini perdenin diğer tarafında görmesini sağlayan birçok emekçi ve birçok ayrıntı barındıran sinema için, bir Kemal Sunal'da bin bir emek harcandığı ve karakterin tam olarak yaratılabilmesi için emek veren herkes aslında pastanın bir bütününün çok değerli birer malzemeleridir.